Thursday, October 10, 2013

Yeniden





Tatlı bir yalnızlıktı onunki 
Dağınık, dingin ve kahverengi.
Savunmasız ve kırışıktı kalbi
Eski adamlardan kalan gömlek kokusu gibi.


Bilir miydi ki?
Ayna ayna söyle ona
Bir kar tanesi erimeden
Kaç kere ısınırdı elleri.

Açar mıydı perdelerini güneşe
Veya var mıydı cesareti
Dalını bırakıp rüzgara seslenmeye?
Bilemezdi ki onu kimin bulacağını
Bir inci olsaydı derin denizlerinde.

Ilık bir yorgan altı
Nahoş bir iyi geceler öpücügü
Kırık plaklardı belki beklemediği
Yoksa herkes gibi bilmez miydi
Hangi notaydı gözyaşı ezgisi?

Sonsuz bir hikayeydi onunki
Baş ucunda bir ninni
Belki de eline tutuşturalacak
Kırmızı bir nar tanesi.

Bir kez daha güvenebilirdi belki
İki çift göz acıtmazdı birbirini
Eller sahipsiz kalmazdı yine
Eskiyen günleri sayan takvimler gibi.

Ve yine
Yeniden
Sevdi.

Erol
Ekim 10, 2013

Tuesday, January 15, 2013

Çal Be Müzisyen



Bir ateş topu gibi parladı önce
Vurdu topuklarını şehvetle
Çınladı gecenin içinde alkışlar
Darbukalar, ziller ve zurnalar
Bir el ebru gibi yayıldı havada
Parmaklar boyadı gökyüzünü
Bir tutam gülücük dudak kenarında

Çal be müzisyen,
Bir tutam daha çal,
Çal ki karışsın kum dansa
Kırmızı elbise uçuşsun rüzgarda
Bir kuple söyle duman sesli müzisyen
Art arda göz kırpan yıldızlara

Ah be müzisyen
Çal hadi.
Daha ne mutluluklar var paylaşmaya!

Erol
Ocak 15, 2012