Friday, October 22, 2010

Tek Kişilik Düet



Hiç ses çıkarmadan girdi odaya. Beyaz elbisesiyle tenime dokunup geçti yanımdan. Piyanonun tozlu kapağını kaldırdı ve ince parmaklarını önce sağa, sonra sola doğru gezdirdi. Notaların hatrını sordu. Başlamadan önce boncuk gözlerinin kenarından bana minik bir bakış attı.

Notalarını kıskandım. Aşık gözlerle onlara daldığı her seferde notaların gözlerime yazılı olmasını, benim şarkımı çalmasını istedim. Bir si bemol ile başladı. Bir parça gravyerin kırmızı şaraba hayran bir şekilde ağızda dağılması gibi parmaklarının arasında eriyip müziğiyle dirildim.

Bir virtüöz edasıyla tamamladı parçasını. Her bitirdiğinde yaptığı gibi gözlerini kapayarak yana eğdi başını. Kahkülünün minik bir parçasının uzun kirpiklerinin üzerine düşüşünü ve dudağının kışkırtıcı bir şekilde yana kıvrılışını heyecanla izledim. Sonra notalarının önünde saygıyla eğildi ve şarabından küçük bir yudum aldı. Bir önceki içişinden kalan kadehin ağzındaki gül pembesi ruj izinin üzerine bir yenisini bıraktı.

Uzun parmaklı kırılgan ellerini saçlarımın arasında gezdirip tenimde bir çikolata tadı bıraktı. İnce bir likör tadı yaktı damağımı, ve yine sonra sarhoş olacaktım o tadla. Beyaz elbisesini dalgalandırarak, kimseleri ürkütmeden çıktı odadan. Kapıyı çekmeden önce, son bir kez, şömine ışığının titrek titrek aydınlattığı dev tokmaklı kapının arasından parladı gözleri.

Neden sonra, piyanonun tozlu tuşları üzerinde minik bir not buldum. Notalardan saklayarak okudum kimseye benzemeyen el yazısını:

Her özlediğinde beni,
Bir şarkı çal beyazlar içinde,
Bir çikolata kadar tatlı,
Bir likör kadar nahoş,
Bir şarap kadar erdemli.

Sessizce kalktım ve piyanonun kapağını kapadım. Boşalan kadehine şarap doldurdum. Piyanonun kuyruğuna yaslanıp gözlerim kapıya dönük, notaların hıçkırarak ağlamasını dinledim.






Ekim 23, 2o10

Görsel: 211. :Pulse: ~ bittersweetvenom@deviantart.com

No comments:

Post a Comment