Tuesday, October 23, 2007

Sayın Bayan

Sessizliğiyle hayal kurdurabilene...

Ölümsüzler yiterken titretir
Soprano sesi yağmur damlası
Camın üzerinde yansıyan
Görüntü silsilelerindeki endam
Hatıralar sinerken dünkü süzülüşlerde
Kaşık kaşık akar içime kan damlaları

Sayın bayan, düşümü çelen bahar
Kaygan ellerle salıncak demirlerindeyiz
Yağmur damlalarında çerçeve bakışlar
Çiçek çiçek toprak kokarız belki
Kurtulursam saydam kırılışlardan
Kurtulursak perçem altı yaşarken
Perçemlerinden süzülürüz belki aşağılara

Beden donmuşsa cennet kapılarında
Hafızalarda silik güzellikler bedene tutsak
Kaynağı belliymiş ısıtan küllerin
Ona güzelliği anımsatan ilk dansıysa
İlk partneriyse kalbinde kanat çırpan
Cennet belki ayağındaymış dört mevsim

Sayın bayan, göz yaşımı taşıyan mağrur
Şiirler okuruz ağaç altlarında
Güz yaprağı sarıyken yeşil
Sen yeşilken sarıya dönmezsin
Kaybolur muyuz boşlukta
Tanışır mıyız kozalak sağanağında
Ben dilsiz sen dilsiz
Sen güzel ben çaresiz

Erol
Ekim 23, 2007

Wednesday, October 03, 2007

Çocuktum Ben











Çocuktum ben
Rüzgarla kanatlanırdı kollarım
Bulutlarda uyurdum kuş tüyü misali
Güneşle doğardım menekşelerin arasına
Süt kokusuyla doyardım
Boğulamazdım yakamozlu denizlerde
Korkardım arının çatık kaşlarından














Çocuktum ben
Solmayan tebessümlere şahittim
Yıldızlar süslerdi geceleri başucumu
Yağmur damlaları sulardı göz kapaklarımı
Çilekli dondurmaya benzetirdim dostlarımı
Sakızlı muhallebi tadındaydı hayallerim
Elma şekeri lezzetindeydi mutluluklarım











Çocuktum ben
Göz yaşımdı son çarelerim
Ellerime çiçek kokuları sinerdi
Toz şeker doluydu kitaplarımın arası
En derin yaramdı kanayan diz kapaklarım
Ömrü uzun kelebekler konardı rüyalarıma
Harikalar diyarında yeşerirdi umutlarım












Çocuktum ben
Ağaç gövdelerine kazılıydı görmediklerim
Kalbim sadece kuş sesleriyle dolardı
Karanlık olan tek şey çikolatalardı
Başka gözler büyüledi gözlerimi
Kalbimin kapılarını zorladı gizemli gülüşler
Hiç acınmadan satıldı çiçekler ve kokuları















Çocuktum ben
Kanatlarım karıştı toprağa
Yumuşak omzuydu artık bulutlar
Güneş yalnızca yüzünde parladı
Pul biber sürüldü dostluklarıma
Meşru bakışmalar ödendi mutluluklarıma
Haykırışlarım oldu son çarelerim















Çocuktum ben
Yabancının elleri tutuşturdu ayalarımı
Toz şekerler yapıştı pabuçlarımın altına
Hissedemez oldum en derin yaralarımı
Kelebekler avuçlarıma düştü cansız
Yolunu sorar oldum harikalar diyarının
Ağaç gövdeleri içi boş kalplerle kanırtıldı














Çocuktum ben
Çikolataları eritti karanlıklar
Güzel insanlar boyadı hayallerimi
Aşk masalları dinler oldum
Güvenemedim minik utangaçlığıma
Kalbimle orantısız büyür oldu bedenim
Şeker bayramı heyecanıyla çarptı yüreğim












Çocuktum ben
Masum sevgi çocuklara mahsustu anladım

Erol
Ekim 3, 2007