Tuesday, May 29, 2007

Saklambaç

oynuyorsunuz değil mi?
haydi elime mum dikin
oynuyorsun değil mi?
oynamalısın,
bu benim oyunum
adı saklambaç
ama ebe benim işte
buraları ben yönetirim
ebe de benim bu yüzden.

elli az yüze kadar
sen saklan ben bulurum seni.
her yerini bilirim buraların,
en karanlığını en izbe köşesini
işim kolay beni boşver sen
kaç benden, kork benden.

sağım solum önüm arkam
üstüm altım bedenim
kalbim, yüreğim,
dağlarım, güneşim,
dallarım, köklerim
saklanmayan ebe sobe
saklananların vay haline.

elma dersem çık,
armut dersem de çık,
meyveleri yerim ben
sana ne onlardan,
sen oyununu oyna.
ben bilirim bu oyunu,
kral benim saldırmak görevim
istilam başlıyor ordum arkamda,
savunun kendinizi büyük adam geliyor.



kale başından ayrılırım
çekincem yok benim,
senin gibi kaçmam ağaçların arkasına,
sığınmam duvarların arasına.
nefes alma, nefesini çekerim içime
göz kırpma, gözlerini iyi tanırım.
boşuna uğraşma,
daha saklanmadan bulmuşum seni.

ebe sobe, ebe sobe.
rüzgarım bulmasa güneşim,
güneşim bulmasa ağaçlarım bulurdu seni.
dedim ya sana,
oyunun kralı benim.
ebelendin çık,
çık da gör şaheserimi.
kolay değil bu iş.
ben ve daha fazlası...

tekrar tekrar kaybetmekten,
her seferinde yenilmekten,
her oyunda ebelemeye uğraşırken,
sobelenmekten korkardım.
olmadı işte,
yine başaramadım.
sen değildin o saklanan,
yine bulamadım seni.
oyun oynarken oyuna gelmek...
korkularımın üzerine gitmek
işe yarardı hani?

çanak çömleği patlattım anlaşılan.
hadi saklan, yeni baştan.
buraları ben yönetirim...

Erol
Mayıs 29, 2007