Monday, February 19, 2007

Ela


dostun dosta kıydığı
paranın can için harcandığı
kimi seslerin bastırılıp
kimi haykırışların boğazlara düğümlendiği
açan çiçeklerin zorla kapandığı
kuşların tek bir kurşunla kanatsızlandırıldığı
özgür bırakılanlar için de yaşayacak yerin kalmadığı
sessizliğin utanç olup da bağırmanın gurur olduğu
sevginin gösteriş, gösterişin de parayla satın alındığı
karanlıkların cinayetlerle aydınlatıldığı
bir el tutmak için uzanıldığında tırnakların çamurla dolduğu
çamurların yağmurdan değil, topraktaki sinsi tohumlardan türediği
kah gülüp kah ağlayabilirken gözyaşlarının buharlaştırıldığı
çok gülene deli denilip, somurtanın şanının arttırıldığı
şarkıların masumiyetinin kalmadığı
masumiyetin de namus belası olarak işlendiği
fedakarlığın saflık, acımasızlığın ise saygıya dönüştüğü
aşkın bir oyuna, kaybedenin de kumarbaza döndüğü
bir kalbe girebilmek için bin çabanın gerektiği
bir kalbi kırmak içinse tek bir sözcüğün yettiği

gerçek aşklara sahip olanların kaybolduğu bu dünyada
sadece senin heyecanla parlayan ela gözlerin yol gösterir bana.

işte o zaman,
bakışlarında kaybolurum...
Erol
Şubat 19, 2007

Wednesday, February 14, 2007

Sonsuz Artı Sonsuz

birincisi,
yeşil gözlerin derin denizlerinde yelken açmak...

ikincisi,
bebek yüzüne uykuda bir öpücük bırakmak...

üçüncüsü,
dansının zerafetiyle kanatlanmak...

sayılar sonsuza doğru giderken,
sonu belli olan bakışlara tutulmak...
sonsuzluğa düşmeden.

Erol
Şubat 14, 2007