Posts

Showing posts from 2007

Kar Tanesi Düşmemeli

Image
Kar tanesi düşmemeli
Düşerse durur zaman

Bekliyorsun biliyorum
Kardelenin karı
Çiçeklerin güneşi
Yaprakların rüzgarı bekleyişi gibi
Beni bekliyorsun
Tutam tutam ayak izlerini
Kelebek kanatlarıyla takipteyim
Yerini biliyorum
Bulamazsam diye
Ellerime toz pembesi döküyorum
Üfleyişlerimde seni alıyor ten rengi

Kar tanesi düşmemeli
Düşerse yarar sessizliği

Sana geliyorum
Hangi tatlar değmişse dudaklarına
Onlardan bir tutam almaya
Yaşadıklarına bir bir dokunup
Sessizliğine baş koymaya
Göz bebeklerinin uçlarına
Kelebek kozaları takmaya geliyorum
Geleceğimi bilmiyorsun
Tutuşuyor tenin kapı eşiklerinde
Üstlerini bezemiş gündöndüler

Kar tanesi düşmemeli
Düşerse titrer ellerin

Sana geliyorum diyorum
Duvarlara camlara simalara
Titrek ceylan bakışların sinmiş
Ve yine sen
Yoksun...

Kar tanesi düştü
Dudağında alev alev
Kar tanesi erimemeli
Erirse ısıtamam dudaklarını

Erol
Aralık 31, 2007

Otobüs

Image
Ayrı duraklarda yalnızız
Yağmur aydınlatıyor yolları
Islak şeritler var aramızda
Ve ben yine de görüyorum
Kirpiklerinde asılı damlaları
Bindiğimiz otobüs aynı
Nereye gittiği bilinmiyor
Nedense ben çok eminim
Bütün yollar gözlerine çıkıyor
Üç kişi yan yana biri hayalvari
Sen, ben ve gözlerimdeki yansıman
Camdaki sırılsıklam bedenin
Her dönüşümde bana bakıyor
Halbuki gerçek sen dışarıda
Gökkuşağı altında yatıyorsun
Sözcükler dilimin ucunu yakarken
Hiç bitmeyen yolculuklar başlatıyorum
İnecek var deyip iniyorsun
Islanıyor teninin her yeri
Hiçbir zaman bilmiyorsun
Gözyaşlarımın sağanak olduğunu

Erol
Kasım 6, 2007

Sayın Bayan

Image
Sessizliğiyle hayal kurdurabilene...

Ölümsüzler yiterken titretir
Soprano sesi yağmur damlası
Camın üzerinde yansıyan
Görüntü silsilelerindeki endam
Hatıralar sinerken dünkü süzülüşlerde
Kaşık kaşık akar içime kan damlaları

Sayın bayan, düşümü çelen bahar
Kaygan ellerle salıncak demirlerindeyiz
Yağmur damlalarında çerçeve bakışlar
Çiçek çiçek toprak kokarız belki
Kurtulursam saydam kırılışlardan
Kurtulursak perçem altı yaşarken
Perçemlerinden süzülürüz belki aşağılara

Beden donmuşsa cennet kapılarında
Hafızalarda silik güzellikler bedene tutsak
Kaynağı belliymiş ısıtan küllerin
Ona güzelliği anımsatan ilk dansıysa
İlk partneriyse kalbinde kanat çırpan
Cennet belki ayağındaymış dört mevsim

Sayın bayan, göz yaşımı taşıyan mağrur
Şiirler okuruz ağaç altlarında
Güz yaprağı sarıyken yeşil
Sen yeşilken sarıya dönmezsin
Kaybolur muyuz boşlukta
Tanışır mıyız kozalak sağanağında
Ben dilsiz sen dilsiz
Sen güzel ben çaresiz

Erol
Ekim 23, 2007

Çocuktum Ben

Image
Çocuktum ben
Rüzgarla kanatlanırdı kollarım
Bulutlarda uyurdum kuş tüyü misali
Güneşle doğardım menekşelerin arasına
Süt kokusuyla doyardım
Boğulamazdım yakamozlu denizlerde
Korkardım arının çatık kaşlarından














Çocuktum ben Solmayan tebessümlere şahittim
Yıldızlar süslerdi geceleri başucumu
Yağmur damlaları sulardı göz kapaklarımı
Çilekli dondurmaya benzetirdim dostlarımı
Sakızlı muhallebi tadındaydı hayallerim
Elma şekeri lezzetindeydi mutluluklarım











Çocuktum ben
Göz yaşımdı son çarelerim
Ellerime çiçek kokuları sinerdi
Toz şeker doluydu kitaplarımın arası
En derin yaramdı kanayan diz kapaklarım
Ömrü uzun kelebekler konardı rüyalarıma
Harikalar diyarında yeşerirdi umutlarım












Çocuktum ben
Ağaç gövdelerine kazılıydı görmediklerim
Kalbim sadece kuş sesleriyle dolardı
Karanlık olan tek şey çikolatalardı
Başka gözler büyüledi gözlerimi
Kalbimin kapılarını zorladı gizemli gülüşler
Hiç acınmadan satıldı çiçekler ve kokuları















Çocuktum ben
Kanatlarım karıştı toprağa
Yumuşak omzuydu artık bulutlar

Mavilikler Savunmasız

Image
dalga dalga ayrılık boğulurum diye korkuyorum
bunu bile bile
üzerine yürüyorum azgın ufkun
romantizmin son damlaları
ateş topunun erittiği kalpler
güneş ışıkları hüzme hüzme
dalgalar sakinleşmiş

renklerle aşk yaşarken
gökkuşakları öldüresiye şehvet dolu
yağmur duasının çaresizliği içinde
saf dostluklar filiz vermekte
karanlık çökmek bilmez
renkler ateş topuyla karışmış
bense can veren renklere hayran
mavilikler savunmasız

altın saçların her bir teline
dumanı sinmiş çakmak bakışların
saflıktan çıldıran gülüşler
delicesine bir şirinlik miniğimde isyanım yaşanmamış duygulara
nasibini alamamış renksiz simalar
tutuluyorlar gülümseyen tabloya
ellerini açsa renkler kalbine dolacak
oysa o hiç karanlık görmemiştir
vedayı tada tada yaşıyorum dostlukları
renkleri hapsetmişim kalbime maviler denizden fışkırır gökyüzüne
tan vaktinde avaz avaz haykırışlar
sahilde parlayan bir çift mavi yıldız
ateş topu renklere küsmüş
fark edilenler rüzgarla getirilir
biricik kumlar buz tanesi ürkekliğinde
ve rüzgar…

Trajikomik Mizansen

Image
Perde açılır
Hayallerim oynanır
Baş rolde sen

Perde kapanır
Ellerim kor gibi seni alkışlar
Kuliste göz yaşlarım izdiham

Erol
Temmuz 23, 2007

İçimde Kanat Çırpan Kelebekler

Image
Şeytan diyor ki
Tut canım ellerinden
Götür gittiği yere kadar

Olmuyor yar
Bir meleğin ellerinden tutarken
Şeytana uymak
Yakışır mı hiç?



Erol Temmuz 5, 2007

Masumiyet

Image
Güzelliği seni sarsar ya,
Öyle değil.

Şehveti seni titretir ya,
Öyle değil.

İhtişamıyla gözlerini süsler ya,
Öyle değil.

Deli gibi aşıksındır ya,
Öyle de değil.

Mutluluğu nefesin,
Hayalleri emelin,
Korkuları iç savaşın,
Sırları hapsin,
Anıları geleceğin,
Sevgisi cennetin,
Varlığı kalp çarpıntındır ya,
İşte öyle bir şey.

Erol
Haziran 11, 2007

Saklambaç

Image
oynuyorsunuz değil mi?
haydi elime mum dikin
oynuyorsun değil mi?
oynamalısın,
bu benim oyunum
adı saklambaç
ama ebe benim işte
buraları ben yönetirim
ebe de benim bu yüzden.

elli az yüze kadar
sen saklan ben bulurum seni.
her yerini bilirim buraların,
en karanlığını en izbe köşesini
işim kolay beni boşver sen
kaç benden, kork benden.

sağım solum önüm arkam
üstüm altım bedenim
kalbim, yüreğim,
dağlarım, güneşim,
dallarım, köklerim
saklanmayan ebe sobe
saklananların vay haline.

elma dersem çık,
armut dersem de çık,
meyveleri yerim ben
sana ne onlardan,
sen oyununu oyna.
ben bilirim bu oyunu,
kral benim saldırmak görevim
istilam başlıyor ordum arkamda,
savunun kendinizi büyük adam geliyor.



kale başından ayrılırım
çekincem yok benim,
senin gibi kaçmam ağaçların arkasına,
sığınmam duvarların arasına.
nefes alma, nefesini çekerim içime
göz kırpma, gözlerini iyi tanırım.
boşuna uğraşma,
daha saklanmadan bulmuşum seni.

ebe sobe, ebe sobe.
rüzgarım bulmasa güneşim,
güneşim bulmasa ağaçlarım bulurdu seni.
dedim ya sana,
oyunun kralı be…

Ela Gözlü Beyaz Güvercin

Image
gecenin kör karanlığında
ışıltılarla uyandı sessizce
rüya olduğuna aldırmadan
silüetiyle dans etti Carmen'in

müziğini bitirdi ela gözlü beyaz güvercin
uçtu perdelerin arasından
oysa bilmez ki, sesinin ne kadar güzel
kanatlarının ne kadar özgür olduğunu

"Ah Carmen, bırakma ellerimi, düşerim karanlığa."

odaya girdi can dostu
son sözünü almak istedi
bırak onun peşini
o başkasına ait dedi

insan insanın sahibi olamaz
bir kalp nasıl esir alınır ki
damarları koparırcasına deli dolu atarken

"Ah Carmen, damarlarındaki acıyı hissetmek istiyorum, kalbinin atışlarını..."

olmaz dedi yapamam
bakmadı yüzüne dostunun
inanmadı, inananamadı dediklerine
dostu anlamaz mıydı aşktan

neden bakıyordu bana uzun uzun
aşkın ifadesi değil midir bakışlar
nasıl da kör oldum zerafetinle

"Ah Carmen, bakma bana, utanırım aşkından kör olmuş gözlerimi görmenden."

sabah yoktu odasında
yerde cam kırıkları
yatakta ise kan vardı
belli ki acı çekmişti birileri

acılar nedensiz değildir
acının altında sevgi yatar
sevgisiz …

Şişedeki Mektup

Image
Serzenişteydim, dokunsam dalgalanacaktı gözlerinin ela denizi
İstedim, boğ beni o denizde ki cankurtaranım yine sen olmalıydın
Niyetlendim, yağmurlardan nehirlere karışıp denizine akayım
Endişelendim, okyanuslarının alaborası olurum diye
Mahsurdum, kıyılarına vurdum yakamozlarına dalıp gidince



Şişenin içinde bir kağıt, şiirimi bıraktım sularına
Ufuğunda kaybolmalıydı sözcüklerim.

Erol
Mart 6, 2007

Ela

Image
dostun dosta kıydığı
paranın can için harcandığı
kimi seslerin bastırılıp
kimi haykırışların boğazlara düğümlendiği
açan çiçeklerin zorla kapandığı
kuşların tek bir kurşunla kanatsızlandırıldığı
özgür bırakılanlar için de yaşayacak yerin kalmadığı
sessizliğin utanç olup da bağırmanın gurur olduğu
sevginin gösteriş, gösterişin de parayla satın alındığı
karanlıkların cinayetlerle aydınlatıldığı
bir el tutmak için uzanıldığında tırnakların çamurla dolduğu
çamurların yağmurdan değil, topraktaki sinsi tohumlardan türediği
kah gülüp kah ağlayabilirken gözyaşlarının buharlaştırıldığı
çok gülene deli denilip, somurtanın şanının arttırıldığı
şarkıların masumiyetinin kalmadığı
masumiyetin de namus belası olarak işlendiği
fedakarlığın saflık, acımasızlığın ise saygıya dönüştüğü
aşkın bir oyuna, kaybedenin de kumarbaza döndüğü
bir kalbe girebilmek için bin çabanın gerektiği
bir kalbi kırmak içinse tek bir sözcüğün yettiği
gerçek aşklara sahip olanların kaybolduğu bu dünyada
sadece senin heyecanla parlayan ela gözle…

Sonsuz Artı Sonsuz

Image
birincisi,
yeşil gözlerin derin denizlerinde yelken açmak...

ikincisi,
bebek yüzüne uykuda bir öpücük bırakmak...

üçüncüsü,
dansının zerafetiyle kanatlanmak...

sayılar sonsuza doğru giderken,
sonu belli olan bakışlara tutulmak...
sonsuzluğa düşmeden.

Erol
Şubat 14, 2007

Frambuaz

Image
...
bir çocuk varmış
ve onun çok sevdiği bir kız
çocuk o kızı o kadar çok severmiş ki
baktığı her insan
gördüğü her çiçek
onu çağrıştırırmış çocuk için

gelgelelim günlerden bir gün
kız çocuğun yüzüne bile bakmamış
çocuk anlayamamış nedenini
sormuş neden diye

solmuş bütün çiçekler çocuğun gözlerinde
kimseyi, hiçbir güzelliği ona benzetemez olmuş
çünkü çocuğun gözleri o kadar kararmış ki dünyaya
o kadar derin bir çukura düşmüş ki çocuk
yaprakları dökülmüş çiçeklerin arasından dikenlerin
dikenlerin arasından da kan emici böceklerin boy gösterdiği

kimse tutmamış çocuğun elinden
tutmaya çalışanlar da olmuş
onlar ise boğulmuşlar çocuğun kan çanağı gözlerinde
hiç durmadan akan gözyaşı sellerinde

kız farkında değilmiş yaptığının
sırtına çarpan haykırışların
uçurumun kenarına tutunamayıp
tutunamayıp da parmaklarının arasını parçalayarak kesen
kan tanesi taşların sivri uçlarından etrafa dağılan
ve her dağılışında çocuğun kalbini yaralayıp gözlerini bağlayan
her bağlayışta yeni bir duygu seliyle kabuslarını dağlayan bakış…

Kar Tanesinin Şarkısı

Image
Güzel kız,
Bak, yeni yıl geldi.
Ben hala senden uzak
Sen benden ayrı.

Tatlı kız,
Bak, yeni yıl geldi.
Kar yağmıyor dışarıda ama
Sen bembeyazsın ufukta.

Şeker kız,
Bak, yeni yıl geldi.
Beni seviyor musun
Bilmem, bilemem.

Minik kız,
Bak, yeni yıl geldi.
Sen hala güzelsin
Eskisi gibi.

Ah canım kız ah,
Hala sana söyleyemedim
Vurgun olduğumu.
Bak, yeni yıl geldi.
Erol
Ocak 1, 2007