Posts

Two Teenagers

Image
Two teenagers. One girl. One boy. Autumn. An empty street with cobblestones, except for two people. A tender breeze that carresses faces. Rain drops illuminated by the rays of sun, not visible to the bare eye. A rainbow that leans upon the sky.

I stop the moment, your hand wrapped around mine, the colors in our smile.

- No! Stop... This is not the end... It is not over yet. You never said it. If only...

- There are no "if only"s. There is none. There is only now. Now.

A teenager. One boy. Summer. An empty street with cobblestones, except for one person. A rebellious wind slashing faces. Eye-drilling, dark raindrops that blind the sun. Thunderstorms, tearing the sky into pieces.

- Wait! You are alone. You are here...

I cannot hold on to time. Easy is born from difficult. You were always the one sleeping inside me. It has always been like that.

- Crying takes courage. A smile is yet effortless. Wait, not yet! To the past. The dance, music. There was only dance. A bit more to the past…

Yeniden

Image
Tatlı bir yalnızlıktı onunki 
Dağınık, dingin ve kahverengi.
Savunmasız ve kırışıktı kalbi
Eski adamlardan kalan gömlek kokusu gibi.


Bilir miydi ki? Ayna ayna söyle ona Bir kar tanesi erimeden Kaç kere ısınırdı elleri.
Açar mıydı perdelerini güneşe Veya var mıydı cesareti Dalını bırakıp rüzgara seslenmeye? Bilemezdi ki onu kimin bulacağını Bir inci olsaydı derin denizlerinde.
Ilık bir yorgan altı Nahoş bir iyi geceler öpücügü Kırık plaklardı belki beklemediği Yoksa herkes gibi bilmez miydi Hangi notaydı gözyaşı ezgisi?
Sonsuz bir hikayeydi onunki Baş ucunda bir ninni Belki de eline tutuşturalacak Kırmızı bir nar tanesi.
Bir kez daha güvenebilirdi belki İki çift göz acıtmazdı birbirini Eller sahipsiz kalmazdı yine Eskiyen günleri sayan takvimler gibi.
Ve yine Yeniden Sevdi.
Erol Ekim 10, 2013

Çal Be Müzisyen

Image
Bir ateş topu gibi parladı önce
Vurdu topuklarını şehvetle
Çınladı gecenin içinde alkışlar
Darbukalar, ziller ve zurnalar
Bir el ebru gibi yayıldı havada
Parmaklar boyadı gökyüzünü
Bir tutam gülücük dudak kenarında

Çal be müzisyen, Bir tutam daha çal, Çal ki karışsın kum dansa Kırmızı elbise uçuşsun rüzgarda Bir kuple söyle duman sesli müzisyen Art arda göz kırpan yıldızlara
Ah be müzisyen
Çal hadi.
Daha ne mutluluklar var paylaşmaya!

Erol Ocak 15, 2012

Elimi Hiç Bırakma

Image
Kulaklarıma inanamıyordum. Sanki o canımdan çok sevdiğim, gelecek planları kurduğum, bebeğimmiş gibi üzerine titrediğim insan gitmiş, karşımda gözlerinden korku ve soğukluk akan, yabancı bakışlı biri gelmişti. 

"Ben artık senin meleğin olamam." dedi gözlerinde yaşlarla. "Seni mutlu edemem, ben seni hak etmiyorum" dedi. 

"Sen beni hak etmeseydin şu an benimle olmazdın ki!" dedim. Sözlerim duvara çarpıp aynı hızla geri yankılandı.

"Ben kötü bir şey yaptım." dedi. Duymak istemiyordum. Ne olursa olsun, aşabileceğimize inanıyordum. Daha önce hep başarmıştık çünkü. Veya ben öyle sanmıştım...

"Sen her şeyi doğru yaptın. Ben seninle ilişkideyken başka birine aşık oldum." dedi. Halâ iyi olduğuna inanmak istiyordum. Beni bu kadar çok seven bir insan bu kadar kolay kalp kıramazdı. Benim sevdiğim insan bu kadar kötü olamazdı.

"Sen benim şu ana kadar tanıdığım en mükemmel insansın. Özür dilerim..." derken gözlerini kaçırdı. Artık söylediklerin…

İki Genç

Image
İki genç. Bir kız. Bir oğlan. Sonbahar. Yerleri taştan, iki kişi dışında bomboş bir sokak. Yüzleri okşayan tatlı bir rüzgar. Çıplak gözle görülemeyen, batan güneşin aydınlattığı yağmur damlaları. Göğü zorlayan gökkuşağı. 

Donduruyorum anı, elimi saran elini, gülüşümüzdeki renkleri...

- Hayır! Dur... Son değil bu... Daha bitmedi. Hiç söylemedin. Keşke...

~ Keşke yok. Keşkeler yok... Şimdi var. Sadece şimdi var.

Bir genç. Bir oğlan. Yaz. Yerleri taştan, bir kişi dışında bomboş bir sokak. Yüzleri kırbaçlayan asi bir rüzgar. Gözleri delen, güneşi örten karanlık yağmur damlaları. Göğü zorlayan şimşekler.

- Dur! Yalnızsın. Buradasın...

Zaman elimde değil. Kolay zordan doğdu. İçimde hep sen uyudun. Hep böyle oldu.

~ Ağlamak zor. Gülmek daha kolay. Henüz değil. Biraz daha geri. Dans anı. Müzik. Sadece dans vardı. Daha geriye...

- Dansı çok seversin. Hayatı dans pisti gibi gördün hep.

~ Dans etmek. İki vücutta bir olmak. Bunu sevdim belki de.

- İnsanoğlu yalnızlığı sevmez. Hep kendini tamamlasın ister.…

Ayak İzleri

Image
Yüzüme çarpanın yağmur mu yoksa okyanusun kayalara vuran dalgaları mı olduğunu anlayamadığım bir anda, güneş bulutların buğuladığı ufukta yok oluyordu. Dalgaların büyük bir heyecanla ayaklarıma kadar yükselip dokunamadan dönmelerini ve sonrasında daha büyük bir kuvvetle tekrar denemelerini seyrederken sessice gelip yanıma oturduğunu farketmemiştim.
"İlk günden beri sevdim seni! Bir kere bile incitmek istemedim. Hep korudum seni... Ben hep.."
Gözlerinden akanın yağmur damlaları olmadığı çok açıktı.
"Sen... canımdın! Hep gözünün içine baktım. Parmak izin parmak izim oldu, kalp atışlarına imzamı attım....Hiç.. ben hiç böyle büyük sevmedim.." 
Sadece ikimizin olduğu ıssız kumsalda hıçkırıkları kayalıklardan yankılandı.
"Affet... Biliyorum yanlıştı, affet... Lütfen affet!" Yavaşça eğilip sırılsıklam saçlarını parmaklarımla aralayarak şakağına hafif bir öpücük kondurdum. Elleri ellerime uzanırken avcunun içerisine cebimden çıkardığım zarfı bıraktım ve ellerind…

Maria'nın Masalı - II. Bölüm

Image
Maria'nın Masalı - I. Bölüm
~ ~ ~ 
II. Bölüm
Yüzündeki güneş misali gülümsemesiyle elini uzattı çocuk. Maria, sanki uzun zamandır bu anı bekliyormuşçasına çocuğun elinden tuttu ve kendini onun gülümsemesinden yayılan ışıltıların aydınlattığı yola bıraktı. Elleri birleştiği anda ikisi de mutluluğun esir aldığı bir girdapta buldular kendilerini. Çocuk gülümsedikçe Maria daha çok gülümsedi ve o daha çok gülümsedikçe çocuğun gözleri gökyüzünün en parlak yıldızına dönüştüler. El ele gölün kıyısından yürümeye başladılar. Hızlandılar. 
Artık koşuyorlardı. Soğuktan kızaran burun uçlarıyla, bir papatya tarlasında uçuşan iki uğur böceğini andırıyorlardı. Koşarken çarptıkları ağaç dallarında biriken karlar, nazikçe yere süzülüyor ve geçtikleri yolun ardında, bir polen fırtınasının büyük bir heyecanla çiçeklere yolculuğunu andıran bir resim çiziyorlardı. 
Derken, zamanın ne kadar çabuk geçtiğini anlamadılar. Hava karardığında kendilerini karanlık bir ormanın içinde buldular. Beyazlara bürünmüş ağa…